HABERLER VE DUYURULAR

Kronik Hastalıklar ve İç Hastalıkları Uzmanları,

Prof. Dr. H. Erdal Akalın

Kronik hastalıklar yavaş ilerleyen, 3 ay ve daha uzun süreli, birden fazla risk faktörünün neden olduğu, genellikle komplike bir seyir gösteren ve kişinin yaşam kalitesini etkileyen hastalıklardır. Bu hastalıklar tüm dünyada, gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin tümünde, ölüm nedenlerinin başında yer almaktadır. Sağlık harcamalarının büyük bir kısmı (%60-80) bu hastalıkların tedavisi için yapılmaktadır.

Kronik hastalıklar tanımı içinde yer alan hastalıklar şunlardır: 

•        Kalp hastalıkları (kronik koroner kalp hastalıkları, kalp yetmezliği)
•        Hipertansiyon
•        Diabet
•        Kronik akciğer hastalıkları ve astım
•        Kronik böbrek hastalıkları
•        İnme (felç)
•        Kanser
•        Osteoporoz (kemik erimesi)
•        Osteoartirit ve diğer bazı romatizmal hastalıklar
•        Depresyon

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporlarına göre kronik hastalıklar dünyada tüm ölümlerin %60’ından (36 milyon kişi) sorumludur. Kronik hastalıkları olan kişilerin %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Ölümlerin %50’si 70 yaş ve altındadır. Bu hastalıkların görülme sıklığı ve ölüm oranları kadın ve erkeklerde eşittir. Amerika Birleşik Devletleri’nde son raporlar erişkin toplumun yarısında (yaklaşık 130 milyon) bir veya birden fazla kronik hastalık olduğunu göstermektedir. Sağlık harcamalarının %83’ü kronik hastalıklara yapılmaktadır.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Kronik Hastalıklar Raporuna (16 Şubat 2006) göre yaklaşık 22 milyon erişkin bir veya birden fazla kronik hastalıkla yaşamaktadır. Çeşitli uzmanlık derneklerinin yaptığı bilimsel çalışmaların esas alındığı bu rapora göre erişkinlerde hipertansiyon görülme sıklığı %31.4 olup, 15 milyon erişkinde hipertansiyon olduğu varsayılmaktadır. Koroner arter hastalıklarının tüm ölümlerin %43’üne neden olduğu bildirilmektedir. Yine yapılan çalışmalar erişkinlerde diabet görülme sıklığının %7.2 olduğunu göstermiştir.

Dünya Sağlık Örgütünü’nün Sağlık Bakanlığı ve Başkent Üniversitesi’nin birlikte yaptıkları “Hastalık Yükü” çalışmasına dayanarak hazırladığı raporda, Türkiye’de 2002 yılındaki ölümlerin %79’u kronik hastalıklara bağlıdır (346,000/437,000). Ölüm nedenlerinin başında kardiovasküler hastalıklar gelmektedir.

Kronik hastalıkların tüm dünyada ölüm nedenlerinin başında gelmesinin yanısıra, sağlık harcamalarında da en yüksek payı almaktadırlar. Sağlık harcamalarının %60-80’i bu hastalıkların tanı ve tedavisi için yapılmaktadır. Özellikle hipertansiyon, diabetes ve kanserli hastaların tedavisi topluma büyük yük getirmektedir. Ülkemizde bu hastalıklara yeterince önem verildiğini söylemek güçtür. Sağlık Bakanlığı konu ile ilgili bazı çalışmalara başlamıştır. Ancak bunların sonuçlarını görmek uzun zaman alacaktır. Özellikle Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği’nin gerçekleştirdiği hipertansiyon ile ilgili çalışma bazı gerçekleri ortaya koymaktadır.  Çalışmaya göre erişkin nüfusta yaklaşık 15 milyon kişide hipertansiyon olduğu, bunların ancak %40’nın kan basıncı yüksekliğinin farkında olduğu saptanmıştır. Daha da önemlisi bu hastaların sadece %31’i tedavi edilmekte ve tüm hipertansiflerin ancak %8’inde, tedavi alanların ise sadece %20’sinde kan basıncı istenilen düzeyde bulunmuştur. Kolesterol yüksekliği ile ilgili çalışmalar da benzer sonuçları vermiştir. Bu verilere bakılınca ülkemizde kronik hastalıkların erken tanısınının konmadığı, tanısı konan hastalarda da yeterli tedavinin yapılmadığı akla gelmektedir. Tüm ilaç harcamaları içinde önemli beş kronik hastalık ile ilgili harcamaların tüm ilaç harcamalarının %20’si, ilaç tüketiminin ise %12’si civarındadır.

Tüm dünyada kronik hastalıkların yönetimi çok zordur. Bu zorlukların başında sağlık hizmetinde sürekliliğin sağlanamaması, parçalı sağlık hizmeti sunumu, etkisiz ve verimsiz sağlık hizmeti ve kronik hastalık yönetiminde koordinasyon eksikliği gelmektedir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde kronik hastalık yönetimi modelleri geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Türkiye’de bu çabalar henüz emekleme dönemindedir.

Dünya Sağlık Örgütü Kronik kronik hastalıklarla mücadele için dört konuya dikkat çekmektedir; Dünya Sağlık Örgütü; Farkındalık yaratma (topluma ve sağlık çalışanlarına yönelik), önleyici-koruyucu önlemleri alma, öğretme (eğitim, sağlık okuryazarlığı), erken tanı ve tedavi (kanıta-dayalı rehberlerle) ve rehabilitasyon.

Kronik hastalıkların gelişmesinde değiştirilebilen veya önlenebilen en önemli üç risk faktörü vardır: Sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite (eksersiz) ve tütün kullanımı. Yapılan çalışmalar hiçbir şey yapılmazsa 2015 yılında dünyada 1,5 milyar kişinin fazla kilolu olacağını göstermektedir. Aynı yılda Türkiye ile ilgili projeksiyonlar erkeklerin %61, kadınların ise %77’sinin fazla kilolu olacağını belirtmektedir. Bugün dünyada 5 yaş altında 22 milyon çocuk fazla kiloludur. Tütün kullanımı her yıl dünyada 5 milyon ölüme neden olmaktadır. Yetersiz fiziksel aktivite bir çığ gibi büyümektedir. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, en önemli üç risk faktörü (sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite ve tütün kullanımı) elimine edilebilirse, kalp hastalıkları, tip 2 diabet ve inme %80 oranında, kanser gelişmesi de %40 oranında önlenebilir.

Kronik hastalıkları olan kişilerin bu hastalıklarının geçici olmadığını, bu hastalıkla birlikte uzun ve kaliteli bir yaşamları olabileceğini kabul etmeleri gerekir. Bugün çoğu kronik hastalıklı hasta, erken tanı ve tedavi, uygun ve doğru sağlık eğitimi ve iyi bir kronik hastalık yönetimi ile normal bir yaşam sürdürebilirler. İyi bir kronik hastalık yönetiminde en önemli olan faktör koordinasyondur. Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği olarak İç hastalıkları uzmanlarının belirtilen tüm kronik hastalıkların yönetiminde “Koordinasyon” görevini üstlenmesi gereğine inanıyoruz. Kronik hastalıkları olan hastaların çoğunda birden fazla hastalık bulunmaktadır. Bunların herbirinin ayrı bir yan dal uzmanı tarafından yönetilmesi hem insan gücü sorunlarını ön plana çıkarmakta, hem de daha fazla maliyete neden olmakta, hizmetin sürekliliği ve koordinasyonu aksamaktadır. Aile hekimliği sisteminin bunu tek başına çözmesi de bilimsel yeterlilik sorunları yaratabilecektir. Bu nedenlerle kronik hastalıkların koordinasyonu iç hastalıkları uzmanlarına bırakılmalıdır.

Kronik hastalıklardan korkmayalım, ama zaman geçirmeden bu konuyu ciddiye alalım, nasıl yöneteceğimize karar verelim.

İç Hastalıkları Uzmanı, Kronik Hastalıkların Koordinatörü !