Dr. İsmail Çelik *
Hücrenin genetik olarak transformasyonu, çoğalma hızının artması, doğal hücre ölüm sürecinin (apoptozis) yavaşlaması veya ortadan kalkması sonucunda kontrolsüz hücre büyümesi ile ortaya çıkan sürece genel olarak "kanser" adı verilir.
Neoplazmlar, "multistep karsinogenez" diye adlandırılan bir dizi işlem sonucu transforme olmuş hücrelerden kaynaklanırlar.
KANSERİN SEBEPLERİ ÇOĞUNLUKLA YAŞAM TARZI KÖKENLİDİR:
• Tütün
• Diyet/Obesite/Fizik aktivite
• Alkol
• Enfeksiyonlar
kanser sebeplerinin %90-95’ini oluşturur.
I-TÜTÜN
Tütün kullanımı herçeşit kanseri arttırır. Tüm kanserlerin yaklaşık yarısının sebebi tütün ve tütün mamülleri kullanımıdır. Tütün dumanı ana akım ve yan akım olmak üzere ikiye ayrılır. Bir sigaradan ortama saçılan dumanın çok büyük çoğunluğu yan akımdan oluşmaktadır. Bazı kanser yapıcı maddelerin miktarı yan akım dumanda ana akıma göre 10-200 kat daha fazladır. Pasif içicilik de kanser sebebidir. Sigara içmeyenlerde çevresel tütün dumanına maruziyet akciğer ve meme kanseri riskini arttırmaktadır.
II-DİYET/OBESİTE/FİZİK AKTİVİTE
Kalori miktarının azaltılmasının kanser üzerine inhibitör etkisi vardır. Kalori, hücre proliferasyonu hızını, protoonkogen ekspresyonunu ve DNA tamir kapasitesini arttırır. Fazla kalori obesite, endometrial, kolon, safra yolları, meme ve böbrek kanserleri ile ilişkilidir. Protein, karsinogenezin birçok fizyolojik ve metabolik basamakları üzerine etkilidir. Yüksek hayvansal protein tüketimi meme, kolon, pankreas, karaciğer, prostat ve böbrek tümörleri için risk faktörüdür. Protein tüketim büyüme için gerekli düzeyin altına indiğinde kanser oluşumu baskılanmıştır.
Lipidler, bazı metabolik ve endokrinolojik işlemleri modüle ederek dokuda transformasyon ve tümör progresyonuna yol açmaktadır. Omega-3 yağ asitlerinin koruyucu etkisi vardır. Kolesterol meme, kolon ve prostat kanseri etyolojisinde suçlanmaktadır. Kolesterol seviyesi ile kanser riski arasında negatif bir ilişki ortaya konmuştur.
Yüksek rafine şeker tüketimi pankreas ve meme ca için bir risk faktörüdür. Hormon düzeyini düşürürler. Nişasta oranı yüksek diyet ile mide, özefagus ve kolorektal kanserler arasında pozitif ilişkiler vardır. Soya fasulyesinde bulunan isoflavon genistein sinyal transdüksiyonunda rol oynayan enzimleri inhibe eder.
Diyetsel karsinojenler: Gıda hazırlanırken oluşan karsinojenler; heterosiklik aromatik aminler, polisiklik aromatik hidrokarbonlar, nitroze bileşiklerdir.
Posa, GİS’de sindirilemez, selüloz, hemiselüloz, pektin ve ligninden oluşur. GIS tümörlerinden korunmada olumlu etkisi vardır, kolon poliplerini azaltır, fekal kitleyi arttırır, fecesin barsaktan geçiş süresini kısaltır, karsinojenlere bağlanabilir ve safra asiti oluşumunu inhibe ederek karsinogenezi önler.
Meyve-sebze tüketim miktarı ile kanser gelişimi arasında ters bir ilişki bulunmuştur. Vitamin eksikliklerinde sorun yaşanır, fazla olduğunda biyoyararı sınırlıdır.
Vitamin süplemantasyonu tümör progresyonuna neden olabilir. Vit A eksikliği kimyasal karsinogenezi hızlandırabilir.
Obesite başta meme kanseri olmak üzere hemen her türlü kansere yakalanma riskini yükseltir. Fiziksel aktivite başta kolon ve meme kanserleri olmak üzere kanser sıklığını azaltan bir etki gösterir.
III-ALKOL
Alkol kanseri tetikler. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.
IV-İNFEKSİYONLAR
En belirgin ve önemli ilişki serviks kanserinin etiyolojisinde yer alan HPV’dir. Bunun dışında lösemide HTLV; lenfomada, Kaposi sarkomunda HIV; HCC’de hepatit B ve C virüsleri; Burkit lenfomada EBV virüsleri etyolojik faktör olarak rol oynamaktadır. Schistosomia Hematobium bakterisi de mesane kanseri etyolojisinde yer almaktadır.
SPESİFİK KANSERLER VE KORUNMA
Primer korunma; Kanserin başlanmasının engellenmesidir ve hedef sağlıklı bireylerdir. Örnek; sigara içiminin önlenmesi.
Sekonder korunma; Kanserin başlangıç aşamasında yakalanması, ilerlemesinin önlenmesidir. Hedef kitle sağlıklı bireylerdir. Sekonder korunmada tarama testleri kullanılır.
Meme Kanseri
Risk faktörleri arasında şunlar yer almaktadır: ileri yaş, erken yaşta adet görme/geç menopoz, ilk doğumu geç yaşta yapma ya da hiç doğum yapmama, anne ya da kardeşinde meme kanseri olması, iyi huylu bir meme hastalığı geçirmiş olmak, meme ya da göğüs bölgesine radyoterapi (ışın tedavisi) yapılmış olması, meme dokusunun yoğun olması (mamografi sırasında karar verilir) östrojen ya da progesteron içeren hormonlu ilaç almış olmak (hormon tedavisi, doğum kontrol hapı gibi), alkol kullanımı, beyaz ırktan olmak, daha önce meme kanseri olmuş olmak.
Meme muayenesi ve mamografi tanıya yardımcı olan en önemli yöntemdir. Erken tanı, meme kanserinin vücutta ilerlemeden kolay tedavi edilebilir boyutta iken yakalanması anlamına gelir. Bunun için;
• 30 yaşından sonra düzenli aralıklarla (her banyodan sonra olabilir) kendi kendine meme muayenesi,
• 40 yaşından sonra yılda bir klinikte meme muayenesi ve 2 yılda bir mamografi,
• 50 yaşından sonra yılda bir klinikte meme muayenesi ve doktorun önerisine göre 1-2 yılda bir mamografi yapılması önerilir.
Kolon Kanseri
• Yaş: Hemen her kanserde olduğu gibi, kolon kanseri sıklığı yaş arttıkça artmaktadır.
• Beslenme diyet içeriği: Kırmızı etin (günde bir porsiyondan az) ve sebze miktarının fazla (günde üç porsiyon ve üzeri) tüketiminin kolon kanseri riskini azalttığı öngörülmektedir. Alkol: Günde bir kadehten daha az alkol tüketenlerde bu miktardan daha çok tüketenlere göre kolon kanseri daha az görünmektedir.
• Fizik aktivite: düzenli olarak günde en az 30 dakika egzersiz yapanlarda kolon kanserinin daha az görüldüğü bildirilmiştir
• İlaçlar; Hormonlar: Doğum kontrol hapı ve postmenopozal hormon replasman tedavisi kullanan kadınlarda kolon kanseri gelişim riski azalmaktadır. Ancak bu ilaçların kullanımı ile beraber meme kanseri, inme ve diğer kardiyovasküler olaylar gibi diğer hastalıklarda artma görülebilir. Aspirin ve diğer ağrı kesici ilaçlar (non-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlar): Aspirin ve benzer yapıdaki ilaçları kullanan sağlıklı kişilerde kolon kanseri gelişme riskinde ve kolon kanserli hastalarda tekrarlama riskinde azalma saptanmıştır. Bunun yanı sıra bu ilaçların ciddi kanama (örneğin: aspirin) veya kardiyovasküler (örneğin: celecoxib) riskleri olduğu da gösterilmiştir. Diğer risk faktörleri olarak, inflamatuvar barsak hastalığı (Crohn hastalığı ve ülseratif kolit) tanısı ile izlenen hastalarda 10 sene sonra kolon kanserinde belirgin artış saptanmaktadır. Aile öyküsünde ve özellikle de birinci derece akrabalarında kolon kanseri olan kişilerde kolon kanseri gelişme riski daha fazladır.
Kolon kanserinde semptom ve bulgular ortaya çıkmadan tanı konulması önemlidir. Sağlıklı insanlar için 50 yaşından sonra düzenli olarak erken tanıda önerilen tetkikler:
• Dijital rektal muayene (DRM): Kolorektal kanserlerin %10’u rektal tuşe ile muayene edilebilecek mesafe içindedir.
• Rektal tuşe emniyetli, etkili ve ucuz bir muayene yöntemidir.
• Dışkıda gizli kan testi (DGKT): Dışkıda kan çok sayıda iyi huylu hastalıkta görülebilir; kansere özel bir test değildir. Şikayeti olmayan kişilerde kanser veya polipin erken tanısını sağlayabilir. Üst üste 3 dışkıdan 6 dışkı örneği alınmalı ve dışkı örneği bekletilmeden test yapılmalıdır.
Melanom
Melanomda en sık rastlanılan şikayetler (ABCDE) şunlardır:
1. Asimetri (A, Asymmetry) (Örnek: Benin bir yarısının diğer yarısından farklı olması)
2. Kenar düzensizliği (B, border) (Örnek: Kenarların eşit olmayıp kalkık ya da çentikli olması)
3. Renk değişikliği, düzensizliği (C, color) (Örnek: Birden çok renk içermesi, homojen bir renge sahip olmaması)
4. Büyüklük ve çap değişikliği (D, diameter) (Örnek: Çapında ani bir büyüme olması)
5. Kabarıklık (E, elevation) (Örnek: Benin bir bölgesinin yukarı doğru kabarması)
Bu şikayetlerden biri ya da birkaçı beraber olabileceği gibi tanı anında bunların hiç biri olmayabilir. Bu şikayetler melanom dışı deri rahatsızlıklarında da görülebilir. Risk faktörleri;
Yaş: Hemen her kanserde olduğu gibi, melanom sıklığı yaşla artmaktadır.
Ten Rengi: Saç, göz ve/veya cilt renginin açık tenli olmasının koyu renkli olmasına göre melanom açısından daha yüksek risk taşıdığı gösterilmiştir.
Güneş ışığı maruziyeti: Güneş ışığına gerek çevresel gerekse de bireysel maruziyet, melanom gelişimi açısından önemli riskler taşımaktadır. Çevresel açıdan ozon tabakasında yer alan delik(ler)in altında yer alan bir ülkede yaşamanın (Avustralya, Kuzey Avrupa, ABD’nin güney kesimleri) riski arttırdığı bilinmektedir. Bireysel açıdan, aralıklı ve/veya yoğun güneş ışığı maruziyetinden, 10.00-16.00 arasında güneşte kalmaktan ve suni bronzlaştırıcı tedavilerden kaçınmak gereklidir. Güneş ışığı ile maruziyet esnasında şemsiye kullanma ve vücudun açıkta kalan kesimlerinin kapatılması (şapka, uzun kollu tişört, pantolon ve UV korumalı güneş gözlüğü) ve en az 15 (bazılarına göre 40) koruma faktörlü ve UVB koruyuculu güneş kremi kullanılması önerilmektedir.
Diğer risk faktörleri: Aile öyküsünde ve özellikle de birinci derece akrabalarında melanostik, displastik, atipik nevüs öyküsü veya melanom tanısı olan kişilerde melanom gelişme riski daha fazladır.
Melanomda, Avustralya ve birkaç ülke dışında uygulanan kendi kendine ve/veya doktor tarafından cilt muayenesi dışında erken tanı için önerilen standart bir tarama testi mevcut değildir.
Serviks Kanseri
Human papilloma virüs (HPV) enfeksiyonu: Serviks kanseri için en önemli risk faktörüdür. Cinsel yolla bulaşan bu enfeksiyon çoğu kez belirti vermez ve kendiliğinden geçer. Bazıları erkek ve kadınlarda genital bölgede siğillere yol açar. Yüksek riskli olarak adlandırılan bazı türleri ise serviks kanserine yol açar. HPV aşılaması halen bivalen veya quadrivalen karsinojenik HPV suşlarına yönelik olarak mevcuttur. Pap smear (servikal yayma) ise erken tanı yöntemi olup servikste HPV’nin neden olduğu değişiklikleri saptar.
Cinsel yaşam öyküsü: İlk cinsel ilişkinin erken yaşta olması, birden fazla kişiyle insel ilişki kuruyor olmak, çok sayıda kişiyle cinsel ilişki kuran erkeklerle birliktelik, HPV enfeksiyonu ihtimalini arttırdığından, serviks kanserini de arttıran etkenlerdir.
Doğum öyküsü: Yapılan çalışmalara göre yüksek sayıda doğum sayısı serviks kanseri riskini arttırır.
Oral kontraseptif (doğum kontrol hapı) kullanımı: 5 yıldan daha uzun süre doğum kontrol hapı kullanımı serviks kanseri riskini arttırır.
Sigara: Sigara içmek serviks kanseri riskini 2-3 kat arttırır. Bununla beraber pasif içicilikte de risk artmaktadır.
Serviks kanserinde karama yoluyla erken tanıya ulaşmak mümkündür. Düzenli jinekolojik muayene ve alınan servikal smear ile serviks kanseri riski %80’den fazla oranda azalmaktadır.
• Her kadın ilk cinsel deneyiminden 3 yıl sonra Pap smear testine başlamalıdır.
• Klasik Pap testi yılda bir, sıvı-bazlı Pap testi 2-3 yılda bir tekrarlanmalıdır.
• Üst üste 3 test sonucu normal çıkan 30 yaşın üzerindeki kadınlar testi 2-3 yılda bir yaptırabilirler. 30 yaş üzeri kadınlar, HPV DNA testi ile birlikte olursa Pap testini 3 yılda yaptırabilirler.
Prostat Kanseri
Prostat kanseri riski de yaş arttıkça belirgin şekilde artmaktadır. Akrabalarında prostat kanseri olanların bu kanseri geliştirme riskleri daha fazladır.
Prostat kanserinin erken tanısı mümkündür. Erken tanıda en sık kullanılan üç yöntem,
1. Rektal tuşe (makattan parmakla muayene),
2. Ultrason
3. PSA (prostat spesifik antijen)
PSA, prostattan salgılanan bir madde olup, prostat kanseri varlığında düzeyi artmaktadır. Gerek hiçbir şikayeti olmayan kişilerdeki küçük tümörleri saptamakta, gerekse kanser tanısı konulmuş hastaların tümörlerinin tedaviye verdiği cevabı kullanılmaktadır. Mortalite üzerinde etkisi olmadığından son yıllarda erken teşhisde kullanımı tartışılmaktadır.
KAYNAKLAR
1. Anand P, Kunnumakara AB, Sundaram C, Harikumar KB, Tharakan ST, Lai OS, Sung B, Aggarwal BB. Cancer is a preventable disease that requires major lifestyle changes. Pharmaceutical Res 25:2097-116, 2008
2. Baron JA, Beach M, Mandel JS, et al. Calcium supplements and colorectal adenomas. Polyp Prevention Study Group. Ann N Y Acad Sci 889:138-45, 1999
3. Blot WJ, Li JY, Taylor PR, et al. Nutrition intervention trials in Linxian, China: supplementation with specific vitamin/mineral combinations, cancer incidence and disease-specific mortality in the general population. J Natl Cancer Inst 85:1483-91, 1993
4. Boffetta P, Nyberg F. Contribution of environmental factors to cancer risk. Br Med Bull 68:71-94, 2003
5. Clark LC, Combs GF Jr, Turnbull BW, et al. Effects of selenium supplementation for cancer prevention in patients with carcinoma of the skin: a randomized controlled trial. JAMA 276:1957-63, 1996
6. Giovannucci E, Stampfer MJ, Colditz G, Rimm EB, Willett WC. Relationship of diet to risk of colorectal adenoma in men. J Natl Cancer Inst 84:91-8, 1992
7. Giovannucci E, Stampfer MJ, Colditz GA, Hunter DJ, Fuchs C, Rosner BA, Speizer FE, Willett WC. Multivitamin use, folate, and colon cancer in women in the Nurses' Health Study. Ann Intern Med 129:517-24, 1998
8. Irigaray P, Newby JA, Clapp R, Hardell L, Howard V, Montagnier L, Epstein S, Belpomme D. Lifestyle-related factors and environmental agents causing cancer: An overview. Biomed Pharmacother 61:640-58, 2007
9. Kushi LH, Byers T, Doyle C, Bandera EV, McCullough M, McTiernan A, Gansler T, Andrews KS, Thun MJ; American Cancer Society 2006 Nutrition and Physical Activity Guidelines Advisory Committee. American Cancer Society Guidelines on Nutrition and Physical Activity for cancer prevention: reducing the risk of cancer with healthy food choices and physical activity. CA Cancer J Clin 56:254-81, 2006
10. Li JY, Taylor PR, Li B, et al. Nutrition intervention trials in Linxian, China: Multiple vitamin/mineral supplementation, cancer incidence and disease-specific mortality among adults with esophageal dysplasia. J Natl Cancer Inst 85:1492-8, 1993
11. Renehan AG, Tyson M, Egger M, Heller RF, Zwahlen M. Body-mass index and incidence of cancer: a systematic review and meta-analysis of prospective observational studies. Lancet 371:569-78. 2008
12. Renehan, AG, Roberts, DL, Dive C. Obesity and cancer: Pathophysiological and biological mechanisms. Arch Physiol Biochem 114:71-83, 2008
13. Wu K, Willett WC, Fuchs CS, Colditz GA, Giovannucci EL. Calcium intake and risk of colon cancer in women and men. J Natl Cancer Inst 94:437-46, 2002
14. www.prevonko.hacettepe.edu.tr
*Prof. Dr. İsmail Çelik
Hacettepe Üniversitesi
Onkoloji Enstitüsü
Preventif Onkoloji Anabilim Dalı
Ankara
www.tihud.org.tr web sitesi, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği – TİHUD’un resmi web sitesidir.
www.tihud.org.tr web sitesine verdiğiniz kişisel bilgilerinizin eksiksiz, tam ve hiçbir belirsizliğe ya da karışıklığa yol açmayacak olduğunu kabul etmiş sayılırsınız. Ayrıca bu bilgilerin kullanımının, işbu gizlilik bildirimi kapsamı içerisinde olacağını da onaylamış olursunuz.
Bu gizlilik bildirimi şartlarını kabul etmemeniz halinde lütfen siteye herhangi bir kişisel bilgi girişi yapmayınız ve/veya üye olmayınız.
Meydana gelebilecek herhangi bir olumsuz olaydan bu web sitesi, bu web sitesini yapan firma ve ona bağlı firmalar, bu şirketlerin çalışanları ve üçüncü parti iş ortakları hiçbir koşul altında sorumlu tutulamaz.
Bu Gizlilik Bildirimi’nde yapılacak olan tüm değişiklikler, bu sayfadan yayınlanacaktır.
Kişisel Bilgilerin Toplanması
Kişisel bilgiler, www.tihud.org.tr web sitesi tarafından sadece Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği – TİHUD üyelerine sağlanan e-kurs, e-eğitim, internet tabanlı literatür takibi, sunum gönderme ve benzeri interaktif hizmetler kapsamında toplanmaktadır. Üyelik kayıt formunda yer alan söz konusu kişisel bilgilerin tamamı zorunludur.
www.tihud.org.tr web sitesinin barındırıldığı web sunucuları, her site ziyaretçisi için, ziyaretçinin IP adresi veya etki alanı adı gibi normal şartlarda kişisel veri sayılmayan verileri otomatik olarak tanır ve saklar. Bu veriler sadece istatistiki bilgiler olmaları açısından siteyi ziyaret edenlerin toplam sayısını, sitenin her bir sayfasını ziyaret edenlerin sayısını görmek ve kişisel veya toplu istatistiki kullanım bilgisi hazırlamak amacıyla kullanılır.
www.tihud.org.tr web sitesine üye olabilmek için Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği – TİHUD üyesi olma zorunluluğu yoktur.
Kişisel Bilgilerin Kullanımı
www.tihud.org.tr web sitesi, kayıt olurken verilmiş olan kişisel bilgileri, talep edilen bilgileri ilgili üye ve/veya üyelere ulaştırmak ve/veya belirtilen amaç doğrultusunda bu kişilerle iletişim kurmak için kullanabilir. Bu web sitesinde verilmiş olan bilgiler, burada belirtilenlerden farklı bir amaç için kullanılmaz, önceden izin alınmadan üçüncü partilerin kullanımına açılmaz.
Kişisel Bilgilerin İmhası
Söz konusu web sitesine kayıt olurken verilmiş olan kişisel bilgiler, “Kişisel bilgilerin kullanımı” başlıklı bölümde belirtilen amaçlardan herhangi biri doğrultusunda artık gerekli olmaması durumunda, makul bir süre geçtikten sonra sadece arşivleme ve yedekleme amaçlı olmak koşulu ile saklanacaktır, arşivleme veya yedekleme gerekli görülmez ise imha edilecektir.
Kalite
www.tihud.org.tr web sitesine kayıt olurken, verdiğiniz kişisel bilgilerin tam, doğru ve güncel olduğunu beyan ve kabul etmiş sayılırsınız. Bu bilgilerin usulsüzlüğünden, güncel olmamasından veya yanlış olmasından kaynaklanan herhangi bir durumda www.tihud.org.tr web sitesi, hukuki ve/veya etik hiçbir sorumluluğu üstlenmeyecektir.
Sorumluluk Bildirimi
www.tihud.org.tr web sitesinde yayınlanan her türlü içerik, site editörlerinin onayından geçmektedir. Site editörleri, yazarlar ve/veya Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği – TİHUD web sitesi üyeleri tarafından gönderilen yazıları, uygun bulunmadığı takdirde yayınlamama hakkına sahiptir. Web sitesinde yazar imzası ile yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarların kendilerine aittir. Yorumlar, çalışma grubu mesajları ve benzeri içerikler yazarların kendi görüşlerini yansıtmaktadır. Bu görüşler hiçbir surette Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği – TİHUD’u bağlamaz.